Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 920

Enver abim buyurdular ki;
 
Birgün dışarıda yağmur yağıyordu. Mübarekler; Efendim, rahmet yağıyor, buraya da rahmet yağıyor, buyurdular. Çünki, Silsile-i âliyyeyi okurken, sonunda, salihleri söyleyince, yağar rahmet-i ilahi, diyoruz. O rahmet, yağmurdur; buradaki rahmet de, afv ve mağfirettir. Büyüklerin isimlerinin anıldığı yerde ruhları hazır olur. Nasibi olan, müsait olan, istifade eder. Müsait olmayandan geçer gider. Aynı, bir kabın açık olması, az açık olması veya ters olması gibi. Bu kabın açık olmasının birinci şartı; sevgi, muhabbet ve itaattir.

Mübarekler; benim siyasetimi içinizde en iyi bilen, Enver'dir, buyurdular. Siyasetin aslı, herkesle iyi geçinmektir. Kendine hiç kimseyi düşman etmemektir. Hocamızın yolu, bu yoldur. Münakaşa, yok. Mücadele, yok. Münakaşa, mücadele istiyorsan, var, kendi kendine var. Sana, senden büyük düşman mı arıyorsun? Sen varken başkası sana gelir mi? Çünki senin düşmanın; hem canını, hem malını, hem dinini, hem imanını, her şeyini almak için seninle karşı karşıyadır. Sen niye başkasına bakıyorsun? Kendine bak!

Mübarekler 'kuddise sirruh' buyurdular ki; Efendim, bu hizmetler durursa, felaketler peş peşe gelir. Çünki, birgün müşrikler Peygamber efendimize "aleyhissalatü vesselam" geldiler; sen bir şeylerden bahsediyorsun, Peygamber olduğunu söylüyorsun. Bir beddua et, biz ölmek istiyoruz. Gökten taş yağsın, ateş yağsın, biz de senin Peygamber olduğunu anlayalım, dediler. Mübarek buyurdu ki; Aranızda ben varken, size böyle umumi bela gelmez. Bunu, Mübarekler anlattılar, sonra buyurdular ki; Vârisleri de böyle, kardeşim. Umumi bela geldi mi peki? Gelmez! Yeter ki, onların hizmeti, onların nefesi bereketi, onların sevgisi devam etsin.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:829
Dün:1,624
Bu Ay:33,180
Toplam:13,542,751
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842