Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1034

Enver abim buyurdular ki;
 
Bir bayram sabâhı, hepimiz Kuleli Askeri Lisesindeyiz, bir veyâ ikinci sınıfda. Mübârekler buyurdular ki; Yarın sabâh, sâat onbirde, ben Eyüb'de olacağım, gelen olursa beraber yukarıya çıkarız. Bu bir nasîb mes'elesidir. Enver abi sabâh erkenden kalkdığı gibi giyindi, kuşandı, doğru Eyüb'e. Bir-iki kişiye de söyledik, biz öğle yemeğini yer, geliriz, dediler. Baklava çıkacakmış öğle yemeğine, bayram ya'nî… Biz nemâzı kılmadan doğru Eyüb'e geldik, baktık Mübârekler de aynı sâatte gelmiş. Zâten Hocamız'da bir dakika geç kalmak gibi haller mümkün değildi. Yukarıya çıktık. Dahâ o zemânlar yeniydi dergâh. Seccâdeler, her şey eskisinin devâmıydı, biraz harâb olmuşdu. Efendi hazretlerinin sohbet etdiği yerler, şadırvan, Efendi hazretlerinin abdest aldığı yer. Anlatdılar, anlatdılar, en sonunda Hocamız buyurdular ki; Efendim, bir gün Efendi hazretlerine geldim ama hava çok soğukdu. Ankara'dan geliyorum ki, iki vagon arasında geliyorum. Hattâ ayağımın birini vagonun bir demirine, ötekini öbür demire... Yer yok, kompartımanlar dolmuş. Arada yol var ama, orada köylüler yatak yorgan sermiş, uyuyor. Zâten vakit de yok. Bir cumartesi-pazar, o da kaçabilirsek. Haydarpaşa'ya iniyorum ama Eskişehirden sonra kardeşim, hem soğuk artıyor, hem de İstanbul'a kavuşmanın heyecanıyla ölüyorum. Hiç soğuk filan aklıma gelmiyor. Haydarpâşadan Karaköy'e. Karaköy'den Eyüb vapuruna. Oradan Eyüb Sultan'a derken, Efendi hazretlerine geldim. Efendi hazretleri bakdım yalnız oturuyorlar, kimse de yok. Bir tek ben, kar yağıyor, soğuk. Ben de gitdim yanlarına. Hoş geldin, nasıl geldin bu havada, buyurdular. Güzel bir sohbet oldu.
 
Efendi hazretleri sordular, İkindi nemâzını kıldın mı? Hayır efendim. İyi, bende şimdi abdest alıp geleceğim. Beraber câmi'de kılalım buyurmuşlar. Mübârekler buyurdu ki; Ben câmiye geçdim, Efendi hazretleri de biraz sonra geldi. O günün şilteleri, seccâdeleri dahâ güzel. Böyle kare kare olanlar var, düz olanlar var. Efendim, şimdi Efendi hazretlerinin kıldığı şu seccâdede ben kıldırdım. Efendi hazretleri beni imâm yapdı. İmam yapdı ama ben Allahü ekber derken her şeyi unutdum. Var mıyım yok muyum, sâdece rek'atlara bakıyorum, kaç rek'at kıldırdığıma. Öyle bir heyecânlandım. Nemâz bitdi, dua etdik, ayrılma vakti geldi, Efendi hazretleri buyurdular ki; Nereye gidiyorsun? Efendim tren kalkacak, Ankara'ya gidiyorum, dedim. Bir sâat için efendim, bir sâat için geldim. Geldim, nemâzı kıldık, bir sâat sonra Allaha ısmarladık dedik, buyurdular.

Biz de öyle olduk. Geldik câmi'ye, Mübarekler; Efendim, şimdi siz benim kıldığım yerde kılacaksınız. Ben de Efendi hazretleri gibi müezzinlik yapacağım, Efendi hazretlerinin kıldığı yerde kılacağım, buyurdular. Allah. Ben hep rek'atları unutuyorum. Aman efendim, ikinci ile üçüncü rek'atları karıştırmayayım. Öyle bir nemâz kıldık Mübâreklerle. Duasını yapdık, kardeşim, benden bu kadar. Ben gidiyorum, buyurdular. Tam çıkarken bakdım, bizim Zeki abi dört-beş arkadaş ile beraber geldi. Mübârekler bakdılar, bakdılar ve buyurdular ki; Kardeşim, ben Enver'e her şeyi anlatdım, artık o size anlatsın. Vedalaşıp gitdiler.
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:155
Dün:1,241
Bu Ay:23,130
Toplam:13,532,701
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842