Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 1047

Enver abim buyurdular ki;
 
Bir gün Hazret-i Ömer'in oğlu Abdullah, Zeydin oğlu Üsame ile beraber harpten döndükten sonra, Hazret-i Ömer ganimetleri dağıtırken, Üsame'ye bin, Abdullah'a beşyüz altın vermiş. Abdullah da; baba, sen âdil bir kumandan, âdil bir emirsin. Biz harbe beraber gittik, birlikte kılınc salladık. Üsame'ye bin, bana beşyüz altın verdin. Hikmeti ne acaba? Fazla isteyeceğimden değil, sadece öğrenmek istiyorum, merak ettim, demiş. Hazret-i Ömer de; onun babası Zeyddi. Cenab-ı Peygamber 'aleyhissalatü vesselam' Zeydi mi daha çok seviyordu, beni mi daha çok seviyordu? Unutma ki, cenab-ı Peygamberin sevgilisine bir fark göstermezsek, biz nasıl cenab-ı Peygamberin sevgisini kazanabiliriz? İnsan daima sevgilisinin yakınlarına gösterdiği sevgi ve ilgi ile ölçülür. Yani, kimi seviyorsan, onun evlatlarına daha çok muhabbet göstermen lazımdır. Onun için ben, cenab-ı Peygamberin sevdiğinin evladını, kendi evladımdan daha çok severim. Eğer bir mü'min, sevgilisinin evlatlarını, kendi evlatlarından daha çok sevmezse, onun o mübarek zâta muhabbeti tam değildir, buyurmuş. Velhasıl, dinimizin yarısı, sevgi ve muhabbettir. Bu sevgiden mahrum kalanlar, kuru ağaç gibi bir işe yaramayan insanlara muhabbet ederler. Muhabbetin devamı da, sevenlerin, sevilenlerin bir araya gelmesine bağlıdır. Ayrılık, azab-ı ilahidir, birlik ve beraberlik, rahmettir.
 
ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:213
Dün:1,624
Bu Ay:32,564
Toplam:13,542,135
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842