Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Akıllı insan ölüm ve sonrasına hazırlanandır.

Bizi yokdan var eden Cenâb-ı Hakka hamdü senalar olsun. Bizi küffar aleminde değil de, böyle bir müslümân memleketde dünyâya getirdiği için, Cenâb-ı Hakka hamdü senalar olsun. Bizi müslümân anne-babadan dünyâya getirdiği için Cenâb-ı Hakka hamdü senalar olsun. Bizi iki cihanın sultanı peygâmber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem hazretlerine ümmet eylediği için hamdolsun. Bize sevdiği kullarını tanıttırdığı için hamdolsun.
 
Cenâb-ı Hak bu dünyâda kendi rızası için yapılan her ibâdeti ve ameli kabul eder. İnsanlara gösteriş için, insânlara yaranmak için yapılanları kabul etmez. Bunun için her türlü ibâdetlerimizin, her türlü işlerimizin, her türlü davranışlarımızın halis olması lazımdır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyorlar ki; Ahiredde, Allah için yapılan ibâdetler haricindekilerin hepsi icraatin dışında kalacak, hiç biri kabul edilmeyecek. Onun için az fakat dürüst olanı, yani rıza-i ilahi için olanı yapmak lazımdır. En mühim olan şey Allah rızasıdır. Gülistanda bir hikaye var; Ahmed'e çalışıp da, Mehmed'den para beklemeyin diyor. Kime çalışdıysanız gidin ondan ücretinizi alın diyor. Yapdıklarımızı, insanlar görsünde, ne güzel yapdı desinler diye değil, Allahü teala beğensin diye yapmalıyız.
Cenabı Hak âlemi ne güzel yaratmış. Herşey Onun emrinde... peki demekten başka çare yok. Her an, her saniye, her salise Allah'ımızın varlığına muhtacız. Hiç böyle bir Allah bırakılırmı... Namaz Allah için kılınır, yemek Allah için yenir, evlenmek Allah için, islama uymak için olur, konuşmak Allah için olur, dinlemek de Allah için olur. Bunların içine bir parça dünyâ karışırsa, zemzeme necaset karıştırmak gibi olur. Dünyâ sevgisi leşdir. İslâmiyet, ibâdet zemzem gibidir, misk gibidir. Bu temizliğe, bu zemzeme, bu güzelliğe pislik bulaştırmamalıdır. Kendimizden konuştuğumuz müddetçe, kendimiz varolduğumuz müddetçe bu zemzem içilmez. Birgün çöp yığınının içinde kediler, köpekler hırlaşıyorlardı; Birisi miyav diyor, birisi hav diyor. Bir şeyler oluyor. İşte Hâdis-i şerif; "Eddünyâ ci'fetün talibuha kilabün". (Dünyâ çöplükdür, talipleri köpeklerdir). Düşmanımızı iyi tanımalıyız. En büyük düşmanımız nefsimizdir. Dışarıda aramayalım, düşman dışarıda değil. İçimizde öyle bir hain var, öyle bir mel'un var ki, bize hep en iyi dedirtsin ister, Allah muhafaza eylesin. Sabahleyin her zaman Kur'an-ı Kerim okumalı, sonrada bir miktar ilmihal okumalı,.. çünki o, günlük gıda olur.
Abdülkadir-i Geylani Hazretleri Gunyet-üt Talibin kitabında buyuruyor ki; İnsanlara bir şey söylemek, Allah'ın dininden bahsetmek kolay değildir.

Hazreti Osman-ı zinnureyn (aşere-i mübeşşereden, resulullah efendimizin damadı), kabristandan geçerken hüngür hüngür ağlamış, ve mübarek gözyaşları sakalından akmış. Demiş ki; "bu kabir insâna ibret olarak yeter". Bu kara toprağın altında, daracık yerde, kıyamete kadar nasıl beklenir... İbret olarak bu yetmezmi... Hipotez değil, bir faraziye değil, mutlak olan bir şey var; o da ölümdür. Kimse bundan kurtulamaz, mutlaka herkes ölecek. Ne garibdir ki insanlar, mutlak olanı unutmuş, muallak olanın peşinde koşuyor. Büyükler buyuruyor ki; (Acibtü limen talebeddünya vel mevtü yadlibuha: Şu kimseye şaşarımki o dünyanın peşindedir, ölüm de onun peşindedir). İnsan çok gafildir. Ölüm var, kurtuluş yok. Tam kavuştum dediğin anda ölüm yakalar. Akıllı olmak lazım, akıllı insan ölümü düşünendir. Akıllı insan ölüm ve sonrasına hazırlanandır. Dünya ise hayaldir. Dünyanın sonu var, son mutlak, zaman mechul. Dünya ne üzülmeye ne sevinmeye değer. Sonunda hepsi sıfır. Patron da olsa, zengin de olsa hepsi musalla taşında dümdüz; er kişi niyetine denilecek. Hepimiz yolcuyuz, ahiret yolcusuyuz. Ahiretde herkes pişman olacak. (Ahiretdeki pişmanlık felakettir, seadet olan dünyadaki pişmanlığı tercih edelim). Büyükler ağızlarına taş alıyorlarmış, lüzumsuz laf etmemek için, günâh konuşmamak için. İmam-ı azâm hazretlerinin mühründe şu hâdis-i şerif yazıyordu; "Ya hayır söyle, ya sus". Allahü teâlâ çok merhametlidir. 70–80 sene kendisine küfredenleri, kendisine karşı gelenleri bir iman etmekle afvetmektedir. Merhameti aklımızın eremeyeceği kadar sonsuzdur ve çokdur. Cenâb-ı Hakkın dünyâda en çok razı olduğu amel; imandan sonra, kullarına iyilik etmekdir, sevindirmektir. En çok gadab ettiği amel ise; küfürden sonra, kalb kırmaktır. Söylenecek en mühim söz şunlardır; İman ettik elhamdülillah. İtikadımız doğru. Bir de sert davranmamalıyız. Cenâb-ı Hakkın gazabına gidecek bir icraatın içine düşmemeğe dikkat etmeliyiz. Bir kişinin üzüntüsü, bin kişinin helakine sebep olabilir. Onun için gönül kırmamalı, kimseyi gücendirmemeli, kimseye tepeden bakmamalıdır, konuştuğunuz kişi, Allah'ın sevgili kulu olabilir. Ondan Cenâb-ı Hak razı olabilir. O halde onu kırmak değil, duâsını istemeye çalışmalıdır. Bu kim olursa olsun. Çünki Cenâb-ı Hak veli kullarını gizlemişdir, saklamışdır. Onlar dahi kendilerini bilmezler. Evliyâ demek Allahın dostu demektir. Evliyâ olmak için mutlaka ehl-i sünnet itikadında olmak şarttır, Allahü tealanın çok sevdiklerini sevmek ve onlara itaat etmek lazımdır. Dîn-i islamın yayılması için fevkalade gayret sarfetmek ve insanlar yanmasın diye uğraşmak, ehl-i sünnet alimlerinin yazdığı kitabların okunması için çalışmak elbette lâzımdır.
Allahü tealaya emanet olunuz efendim.
 
Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cuma gününü tebrik eder,
müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.

ali zeki osmanağaoğlu

İSTATİSTİKLER

Bugün:1,226
Dün:1,445
Bu Ay:35,553
Toplam:13,502,998
Online Ziyaretçiler:5
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842