Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Pınardan Damlayanlar - 357

Îmânın temeli ve en mühim alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahdır. Yani, Allahü tealanın sevdiklerini yalnız Allahü tealanın rızası için sevmek ve Allahü tealanın sevmediklerini de yalnız Allahü tealanın rızası için sevmemekdir. [Bu, yalnız kalb ile olur, kavga etmek, dövüşmek demek değildir.]

Sevgili Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", bir hadis-i şeriflerinde (El-mer'ü me'a men ehabbe) buyuruyorlar ki, (Kişi, sevdiği ile berâberdir) demekdir.

Allahü teâlânın sevmediklerini sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine "sallallahü aleyhi ve sellem" karşı olmaya sürükler. Bir kimse, kendini müslümân zan eder. Kelime-i tevhîdi söyleyip, inanıyorum der. Namaz kılar ve her ibâdeti yapar. Hâlbuki, bilmez ki, böyle çirkin hareketleri, onun îmânını ve islâmını temelinden götürür.

Muhammed aleyhissalâtü vesselâma tâm ve kusûrsuz tâbi' olabilmek için, Onu tâm ve kusûrsuz sevmek lâzımdır. Bunun alâmeti de, Onun sevmediklerini sevmemek, Onu beğenmeyenleri sevmemekdir. Muhabbete müdâhene, ya'nî gevşeklik sığmaz. Âşıklar, sevgililerinin dîvânesi olup, onlara aykırı birşey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıd şeyin muhabbeti bir kalbde, bir arada yerleşemez. İki zıddan birini sevmek, diğerini sevmemeyi îcâb ettirir.

İSTATİSTİKLER

Bugün:86
Dün:1,445
Bu Ay:34,413
Toplam:13,501,858
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842