Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2382

Enver abiler buyurdular ki;
 
Büyüklerimiz buyuruyor ki; Benim talebelerim, evlâtlarımdır. Talebelerimi sevenler de ahiretde kurtulur. Onun için arkadaşlarımızın kıymetini bilelim. Onların herbirine, can simidi gibi sarılalım. Herbiri çok kıymetlidir. Neden? Çünki emr-i mâruf yapıyorlar, onların yapdığı iş, Peygamber efendimizin "aleyhissalatü vesselam" yaptığı işdir. Onun için her arkadaşımız, Resûlullah Efendimizin vârisidir efendim. Onlardan birini kıran, benim muhâtabım olamaz. Çünki evlâda yapılan, babaya yapılmış demekdir.

Bir derviş, hocasını ziyârete gidecekmiş. O devirde hocalarını ziyârete giderken talebeler tıraş olup saçlarını kazıtırlarmış. O derviş de berbere gidip, koltuğa oturmuş, saçının yarısı bittiğinde bir külhanbeyi içeri girmiş. (Fesi yan giyilmiş, ceket omuzlarda, ayakkabı sivri burun, topuğunun üzerine basılmış); "heeeyt" demiş. Derviş'in kafasına bir şaplak vurup; kalk bakalım kelek, sıra benim demiş. Derviş; emrin olur ağam demiş ve kalkmış. Tıraş sırasında külhanbeyi, nâber kelek diye dalga geçmiş. Külhanbeyinin tıraşı bitiyor ve dışarı çıkıyor. Kapıdan çıkmasıyla bir gürültü kopuyor, bir de bakıyorlar ki, külhanbeyi yere kağıt gibi yapışmış, üzerinden kamyon geçmiş. Berber zekî adammış, "derviş ağam bu ceza ağır olmadı mı" demiş. Derviş de; "Vallahi ben birşey yapmadım, ama benim hocam, talebelerine evlâtlarından daha çok düşkündür. Talebesine bir şaplak vuran iki şaplak yer. Ceza hocamdan geldi" demiş.
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:218
Dün:284
Bu Ay:6,247
Toplam:14,204,830
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842