Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2562

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder. O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir.

Enver abiler buyurdular ki;
 
Üzüntü, sıkıntı, dert, elem, keder için İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyorlar ki; Bunlar kemend-i mahbûbu ilâhîdir. Bu, Allahü teâlânın kullarının boynuna atdığı bir kemenddir, seni başkasına vermem demekdir. İnsan hep başkasına bakmak ister. Başka şeyler yapmak ister. Cenâb-ı Hak diyor ki; Yok, sen benimsin vermem başka yere. Onlar da inler. Cenâb-ı Hakkın da bu hoşuna gider. Mübârek Hocamız "Allah rahmet eylesin" Miftâh-ul necât diye bir kitâb basdı, arabca tabii, oradan bize bazı yerleri terceme etdiler. O, terceme etdikleri yerde şöyle bir ifâde geçiyor; Allahü teâlâ sabâhleyin meleklere diyor ki, şu şu kullarımı, şu cins kullarımı ben sevmiyorum. Onlar benim mübârek ismimi ağızlarına hiç almasınlar. Melekler de diyorlar ki; Ya Rabbi, peki biz bunlara ne yapalım ki seni anmasınlar? Allahü teâlâ buyuruyor ki; Onlara çok para verin, onlara çok sıhhat verin, onlara çok neş'e verin, ne verirseniz verin. Onlar dünyâya dalsınlar, beni hâtırlarına bile getirmesinler. O insanlar azıp kudururlar, akıllarına Allah kelâmı gelmez. Hatta söylemekden de çekinirler, gerici derler diye, kim bilir… Cenâb-ı Hak buyurur ki; Ben şu kullarımı çok seviyorum. Ya Rabbi, ne yapalım? Onlara dert verin, elem verin, keder verin, üzüntü verin, sıkıntı verin, hastalık verin onlar her derde düşdükce Allah der, benden yardım ister. Kullarıma yalvarır, bana dua edin der. Onların bu inlemesi benim hoşuma gider. Ve onlar benim has ve sevdiğim kullarımdır. Meselâ bugün Bağluma gitdik ziyârete, Allah kabul etsin, hepinize dua etdik. Orada Efendi hazretlerinin, kendilerinin yazdığı bir hayât hikâyeleri var. O hayât hikâyelerinde buyuruyorlar ki, Allah rahmet eylesin, şefâ'atlerine nâil eylesin; Ermeni zulmünü anlatıyorlar. Tarih böyle bir zulm görmemişdir, neler çekmişler. Şimdi başka dürlü anlatmağa uğraşıyorlar, yalan, gerçek o değil. Eshâb-ı kirâm "aleyhimürrıdvân" neler çekmiş, ne üzüntüler, ne hastalıklar. Niçin? Gerek Efendi hazretleri gerekse o zatlar, cenâb-ı Peygamber "aleyhissalâtü vesselâm", niçin? Biz müslüman olalım diye. Eğer o kahr, o keder, o üzüntü, o gayret, o himmet, o zahmet olmasaydı biz birer rum çocuğu veyâhud da ermeni çocuğu veyâhud da bulgar çocuğu olurduk. Bu hak ödenir mi? Yani düşünün ki bir binada ateş var, bir bina yanıyor. İçinde insanlar da feryâd ediyor, Allah rızâsı için kurtaran yok mu diye bağırıyor, biz de burada kahve içiyoruz veyâhud da tatlı yiyoruz; olmaz böyle şey. Ve hiç kimse diyemez ki yâhû arkadaş sen yanıyorsun ama sen müsliman mısın, hıristiyan mısın, dinli misin, dinsiz misin; akla gelmez. Vicdânı olan, elindeki bütün imkânı ile o ateşi söndürmeğe veyâhud da oradan bir kişiyi kurtarmağa bakar. İşte islâmiyyet budur. Hiçbir ayırım gözetmeksizin, hiçbir fark düşünmeksizin elinden gelen bütün yardımı Allahın kullarına harcamakdır.

Enver abiler, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.

Fî emanillah
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:266
Dün:680
Bu Ay:1,851
Toplam:14,271,814
Online Ziyaretçiler:8
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842