Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2581

Enver abiler buyurdular ki;

Kanarya Adalarında bir mübarek zât varmış. Birgün penceresinde otururken, şakır şakır, müthiş bir yağmur yağmış. O da ellerini açmış, ya Rabbi, bu deryaya bu sular ziyan oluyor. Senin çöllerde, Afrika'da, şurada burada kulların, mahlûkların var, onlar susuzluktan kırılıyorlar. Keşke bu yağmurları oraya verseydin der demez, vilayet makamları düşmüş. Hemen aklı başına gelmiş, kalbinden, o zamanda yaşayan Abdülhâlık-ı Goncdüvani hazretlerine sığınmış. Abdülhâlık-ı Goncdüvani hazretlerinin etrafında oturan talebeleri anlatıyorlar; Hocamız birden sustu. Bir hışırtılar oldu, bir sesler gibi bir şeyler oldu, kendinden geçti. Bir müddet sonra tebessüm etti, sohbete devam etti. Efendim, bir dakika. Bir şeyler oldu, anlayamadık, dedik. Anlaşılmayacak bir şey yok. Kanarya Adalarında bir mübarek zât, maalesef cenab-ı Hakkın işine karıştı, Allahü teala onun vilayet makamlarını aldı. Bize sığındı, biz de cenab-ı Hakka dua ettik, cenab-ı Hak da iade etti. Rabbime hamd olsun, duamız kabul oldu, buyurdular. Mübarekler bunu anlattılar; efendim, bunda inanılmayacak, bunda şaşırılacak ne var? Şimdi Amerika'ya telefon açsak, Enver abi de konuşsa, bir dakikada karşımıza çıkacak. Yani buradan Amerika'ya bir telefon edildiğinde, anında irtibat kuruluyor da, niye bir mübarek zât bir mübarek zâtla anında irtibat kurmasın? Olacak iş mi efendim, buyurdular. Peki, bunun için ne yapmak lazım? Birkaç şartları var. Birincisi, o mübarek zâtın mübarek zât olduğuna inanmak lazım. İkincisi, mutlaka ama mutlaka, onu sevmek lazım. Üçüncüsü, bu yolun bu şekilde olabileceğine inanmak lazım. İnsan ne kadar sadakatle inanırsa, o kadar çok istifade eder.
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:457
Dün:492
Bu Ay:3,818
Toplam:14,273,781
Online Ziyaretçiler:4
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842