Turkce Ust Menu

ALTIN HALKA 36 - 1317

Hocamız Hüseyin Hilmi Işık Efendi'nin "rahmetullahi aleyh", sohbetlerinden bölümler:

20
 
Mü'minler bir araya toplanınca, kalblerindeki nûr, birbirine aks eder, te'sîr eder. Hele aralarında bir de, Allahü teâlânın sevdiği velî bir kulu varsa, Onun kalbindeki nûr şu lamba gibi herkesi aydınlatır. Aralarında öyle biri yoksa, o büyüklerin muhabbeti aydınlatır. Bunun için, o zâtın yanlarında olması, hattâ diri olması şart değildir. Vefât etmiş olsa da, onun muhabbeti feyz almağa sebeb olur. O büyüklerin sevgisini kazanmak ne büyük müjdedir. İşte ben, böyle büyük bir zâtı tanıdım.

Âhiretde bir mü'minin günâhları ve sevâbları dartılır. Fekat eşit, ne bir fazla ne bir noksan gelir. Allahü teâlâ o mü'mine dermiş ki; Mahşeri dolaş, annenden, babandan, kardeşinden, dayından, amcandan ne varsa, bir dâne sevâb iste, versinler. Koy terâzîye, geç öbür tarafa. O mü'min herkesin yanına gidermiş, hiçbirinden alamazmış, eli boş gelirmiş. Herkes kendini kurtarmağa uğraşıyor, herkes korku ve endişe içinde, dermiş. Allahü teâlâ buyururmuş ki; Peki, sen dünyâda iken, sevdiğin bir din kardeşin var mıydı? O da, "vardı ya Rabbi" dermiş. Allahü teâlâ, "git ondan iste" buyururmuş. O insan arkadaşına gider, "arkadaş, benim bir sevâba ihtiyâcım var" dermiş. O da "ne kadar varsa, hepsini verdim" dermiş. Allahü teâlâ buyururmuş ki; Sen o zemân git, din kardeşini al. Herhâlde o benden daha cömerd değildir, ikinizi de kol kola Cennetde görmek istiyorum.
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:258
Dün:283
Bu Ay:4,084
Toplam:14,202,667
Online Ziyaretçiler:3
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842